03 Ekim 2026 Cumartesi
Gazeteci Ece Sevim’in YouTube kanalında yayımladığı “Fuhuş Operasyonu: Güzellik Yarışmaları Dosyasını Açıyorum” başlıklı yayın, Antalya’daki güzellik yarışmaları ve moda organizasyonları çevresinde kurulduğu ileri sürülen ilişkiler ağına yönelik ciddi iddiaları gündeme taşıdı. Yayının ardından gözler, son organizasyonunu Antalya Valiliği dahil kamu kurumlarının desteğiyle gerçekleştiren Antalya Fashion Week’e çevrildi. Ece Sevim’in söz konusu yayını 2 Ekim 2026 civarında YouTube kanalından duyurduğu görülüyor.
Antalya’da yıllardır ihtişamlı defileler, yabancı tasarımcılar, modeller ve güçlü sponsorlarla kamuoyuna sunulan Antalya Fashion Week, şimdi çok farklı sorularla karşı karşıya.
Ece Sevim’in YouTube kanalındaki araştırma yayınında, Antalya’da gerçekleştirilen güzellik yarışmaları ve moda etkinlikleri çevresinde bazı sponsorlar, iş insanları, otel sahipleri ve organizatörler arasında bulunduğu ileri sürülen ilişkiler masaya yatırılıyor.
Yayında genç kadınların güzellik yarışmaları ve benzeri organizasyonlar üzerinden bazı çevrelerle nasıl temas ettirildiğine yönelik iddialar ortaya konurken, sponsorların ve organizasyonların bu yapıdaki konumları da sorgulanıyor.
Bu iddialar henüz Antalya Fashion Week’in veya yöneticilerinin herhangi bir suç işlediğini kanıtlayan kesinleşmiş yargı kararı anlamına gelmiyor. Ancak Antalya’daki moda ve güzellik organizasyonlarının finansmanı ve sponsor ilişkileri hakkındaki iddialar, Antalya Fashion Week’in de destekçileri ve iş birlikleri konusunda açıklama yapması gerektiği yönünde kamuoyu soruları doğuruyor.

Tartışmayı daha da önemli hale getiren nokta ise Antalya Fashion Week’in sıradan bir özel organizasyon olarak faaliyet göstermemesi.
Antalya Fashion Week kendi resmi internet sitesinde açık şekilde Antalya Valiliği, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ve Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından desteklendiğini belirtiyor.
Aynı açıklamada Antalya Büyükşehir Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi, Döşemealtı Belediyesi ve Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği de destek veren kurumlar arasında gösteriliyor.
Bu nedenle Ece Sevim’in güzellik yarışmaları, sponsorlar ve moda organizasyonlarının çevresindeki ilişkileri sorgulayan dosyası yalnızca özel şirketleri değil, bu organizasyonlara kurumsal destek sağlayan kamu kurumlarını da açıklama yapmaya davet eden soruları beraberinde getiriyor.
Antalya Fashion Week’in 2026 organizasyonu 2–4 Haziran tarihleri arasında dokuzuncu kez gerçekleştirildi. Final defilesi Antalya’nın tarihi Hıdırlık Kulesi’nde yapıldı.
Basına yansıyan haberlerde, açılış programında Antalya Valisi Hulusi Şahin’in de yer aldığı belirtiliyor. Organizasyonun ana sponsorunun Arso Group olduğu ve şirketin de Antalya Valisi’nin katılımına ilişkin paylaşım yaptığı görülüyor.
Tam da bu noktada önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Bir yandan Antalya Valiliği ve diğer kamu kurumlarının desteklediği uluslararası bir moda organizasyonu, diğer yandan aynı şehirde güzellik yarışmaları ve moda dünyasının çevresindeki ilişkiler hakkında gündeme getirilen son derece ağır iddialar…
Kamuoyunun bu iki tablo arasındaki ilişkiyi sorgulaması kaçınılmaz görünüyor.

Ece Sevim’in yayınında dikkat çekilen konular arasında güzellik yarışmalarını ve organizasyonları finanse eden kişi ve şirketler de bulunuyor.
Bu noktada Antalya Fashion Week açısından yanıtlanması gereken sorular ortaya çıkıyor:
Bu soruların yanıtları şu ana kadar Ece Sevim’in yayınında gündeme getirilen iddialardan bağımsız şekilde kurumsal şeffaflık açısından açıklığa kavuşturulması gereken konular olarak öne çıkıyor.
Ece Sevim’in paylaşımında yayın özellikle güzellik yarışmaları ve moda haftalarının “arka planındaki” ilişkiler üzerine kuruluyor.
Yayın, Antalya’da düzenlenen organizasyonların çevresindeki sponsor ve iş insanlarının ilişkilerini mercek altına alırken bazı isimlerin soruşturma dosyalarındaki durumlarının da incelendiğini ileri sürüyor.
Bu nedenle Antalya Fashion Week yönetiminin, iddialarla herhangi bir bağlantısı bulunmadığını düşünüyorsa bunu belgeleriyle açıklaması, sponsor seçim süreçlerini ve kamu kurumlarıyla ilişkilerinin kapsamını kamuoyuyla paylaşması tartışmaların sona erdirilmesi açısından önem taşıyor.
Antalya Fashion Week kendi tanıtımında Antalya’nın uluslararası moda sahnesindeki temsilcilerinden biri olduğunu söylüyor ve Antalya Valiliği dahil birçok kamu kurumunun desteğini özellikle vurguluyor.
Dolayısıyla mesele yalnızca özel bir şirketin veya organizasyonun ticari faaliyetlerinden ibaret değil.
Kamu kurumlarının adı ve desteği kullanılan bir organizasyonda sponsorların kim olduğu, destek mekanizmasının nasıl çalıştığı ve kamu kaynaklarının kullanılıp kullanılmadığı kamuoyunun öğrenmek isteyebileceği meşru konular.
Ece Sevim’in ortaya attığı ağır iddiaların ardından Antalya Fashion Week yönetimi ile ilgili kamu kurumlarının sessiz kalıp kalmayacağı şimdi merak konusu.
Şimdilik kesin olan şu: Ece Sevim’in yayını bir iddialar ve araştırma dosyası niteliğinde. Antalya Fashion Week veya yöneticileri hakkında suç işlendiğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı bulunduğunu gösteren doğrulanmış bir kaynak elimizde bulunmuyor. Ancak organizasyonun kamu kurumlarından aldığı desteğin resmi kaynaklarda açıkça belirtilmesi nedeniyle şeffaflık ve açıklama talebi çok daha önemli hale geliyor.
Kaynaklar: Ece Sevim YouTube/X – “Fuhuş Operasyonu: Güzellik Yarışmaları Dosyasını Açıyorum”; Antalya Fashion Week resmi internet sitesi; DHA ve Antalya Fashion Week 2026 organizasyon haberleri.
Geçtiğimiz günlerde yeni görevine atanan ve sağlık turizmi alanındaki çalışmalara ağırlık vereceğini açıklayan BAİBÜ Turizm Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Aliye Çilan Akın’ın ilk ziyaretçilerinden biri Av. Uzm. Arb. Başak Burcu Kurt, LL. M. oldu.
Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sağlık Hukuku Ana Bilim Dalı Tezli Yüksek Lisans Programı mezunu ve aynı zamanda sağlık hukuku alanında uzman arabulucu olan Kurt, BAİBÜ Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aliye Çilan Akın ve akademisyenlerle bir araya geldi.
Kurt, ziyaret kapsamında “Sağlık Turizminde Kişisel Sağlık Verilerinin Korunması: Türkiye Perspektifi” başlıklı kitap bölümünün yer aldığı Sağlık Sektörünün Parlayan Yıldızı: Sağlık Turizmi adlı yayın ile Uluslararası Sağlık Turizmi Bağlamında Kişisel Sağlık Verilerinin Sınır Aşan Hareketi: Kişisel Verilerin Korunması ve Etik Perspektifinden “Veri Koruma Zinciri Yaklaşımı” isimli kitabını Dekan Prof. Dr. Aliye Çilan Akın’a takdim etti.
Sağlık hukuku, kişisel sağlık verilerinin korunması ve etik, malpraktis sigortası ve uluslararası sağlık turizmi alanlarında akademik çalışmaları bulunan Av. Uzm. Arb. Başak Burcu Kurt, LL. M. aynı zamanda AB hukuku kapsamında da projelerde yer alıyor.
Kurt, Bolu’nun turizm, uluslararası sağlık turizmi, esenlik hizmetleri ve spor turizmi alanlarında bir cazibe merkezi hâline gelmesine katkı sağlayacak ortak proje ve akademik çalışmalar konusunda ilk değerlendirmelerin Prof. Dr. Aliye Çilan Akın’ın akademik önderliğinde yapıldığını ifade etti.
Av. Uzm. Arb. Başak Burcu Kurt, LL. M., teorik ve akademik birikimin uygulamayla buluşturularak uygulanabilir ve sürdürülebilir proje modellerine dönüştürülmesini hedeflediğini belirterek bu kapsamda geliştirilecek çalışmaların Bolu’nun turizmde önemli destinasyonlardan biri hâline gelmesine katkı sağlayabileceğini söyledi.
Av. Uzm. Arb. Başak Burcu Kurt, LL.M., bu kapsamda geliştirilecek proje ve çalışmalar açısından Bolu’nun pilot bölge olarak seçilebilecegini, bununla birlikte çalışmaların yalnızca Bolu ile sınırlı kalmayacağını; spor, sağlık ve turizm sektörlerinin farklı paydaşlarına Türkiye genelinde katma değer sağlayabilecek çeşitli çözüm modelleri üzerinde çalıştığını ifade etti.
Kurt ayrıca, söz konusu çalışmaların akademik, idari ve sivil toplum kuruluşlarının katkı ve iş birlikleriyle geliştirilmesinin hedeflendiğini belirterek bu kapsamda atılacak ilk somut adımların yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı.
Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) hareketli bir finansal açıklama günü geride kaldı. Borsa İstanbul’da işlem gören 10 farklı şirket, 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin altı aylık finansal sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Yayımlanan raporlar, şirketlerin dönem performanslarına dair önemli verileri ortaya koyarken bazı kurumlarda kârlılık artışı, bazılarında ise belirgin zarar oluşumu dikkat çekti.

SOHOE-Soho Giyim ve Enerji A.Ş., 2026 yılının ilk altı aylık döneminde 32.909.322 TL konsolide net dönem kârı açıkladı. Şirket, bir önceki yılın aynı döneminde ise 51.186.311 TL kâr elde etmişti. Bu verilerle birlikte şirketin altı aylık net kârında gerileme yaşandığı görüldü.

BINBN-BinBin, 2026 yılı 6 aylık döneminde -362.190.898 TL konsolide net dönem zararı bildirdi. Şirket, önceki yılın eş döneminde de -67.384.323 TL net dönem zararı açıklamıştı. Açıklanan son bilanço ile şirketin altı aylık dönem zararı artış göstermiş oldu.

HTTBT-Hitit, 2026 yılı 6 aylık konsolide net dönem kârını 196.864.944 TL olarak kamuoyuna duyurdu. Geçtiğimiz yılın aynı altı aylık sürecinde 174.553.499 TL kâr açıklayan şirket, kârlılık rakamını yukarı taşımayı başardı. Finansal veriler, şirketin net dönem kârında artış kaydedildiğini gösterdi.

ASUZU-Anadolu Isuzu, 2026 yılının ilk altı ayında -812.784.034 TL konsolide net dönem zararı açıkladı. Şirket, bir önceki yılın aynı döneminde ise 376.407.482 TL net dönem kârı elde etmişti. Bu sonuçla birlikte şirket, geçen yılın aynı dönemindeki kâr pozisyonundan bu yıl zarara geçmiş oldu.

KBORU-Kuzey Boru, 2026 yılı 6 aylık konsolide olmayan net dönem kârının 259.859.212 TL seviyesinde gerçekleştiğini açıkladı. Şirket, önceki yılın aynı döneminde 740.303.589 TL net dönem kârı kaydetmişti. Yayımlanan veriler doğrultusunda şirketin net dönem kârında düşüş kaydedildi.

HOROZ-Horoz Lojistik, 2026 yılı ilk altı aylık konsolide net dönem zararını -48.647.402 TL olarak duyurdu. Önceki yılın aynı döneminde -61.535.021 TL net dönem zararı açıklayan şirket, bu yılki zarar rakamını bir miktar sınırlamış oldu. Veriler, şirketin altı aylık zarar boyutundaki gerilemeye işaret etti.

SANEL-San-El Mühendislik, 2026 yılı 6 aylık konsolide net dönem kârını 113.615.398 TL olarak bildirdi. Geçen yılın aynı döneminde 43.294.603 TL kâr elde eden şirket, kârlılığında belirgin bir yükseliş kaydetti. Böylece şirketin ilk altı aydaki net kârı geçen yılın oldukça üzerine çıktı.

MGROS-Migros, 2026 yılının ilk altı aylık konsolide net dönem kârını 1.010.950.000 TL seviyesinde açıkladı. Şirket, önceki yılın aynı döneminde 1.745.354.000 TL net kâr elde ettiğini duyurmuştu. Açıklanan yeni bilanço rakamıyla şirketin kârında düşüş gerçekleştiği görüldü.

AGROT-Agrotech, 2026 yılı 6 aylık konsolide net dönem zararını -116.950.976 TL olarak açıkladı. Önceki yılın aynı döneminde -254.057.518 TL zarar bildiren şirket, bu dönemdeki net zararını azaltmayı başardı. Finansal sonuçlar, zarardaki düşüş eğilimini ortaya koydu.

AEFES-Anadolu Efes, 2026 yılı ilk altı aylık konsolide net dönem kârını 7.275.267.000 TL olarak yayımladı. Şirket, bir önceki yılın eş döneminde 7.786.411.000 TL net dönem kârı açıklamıştı. Bu sonuçla birlikte şirketin konsolide net dönem kârında sınırlı bir azalma meydana geldi.

2026 yılının ilk 6 aylık finansal sonuçlarına ilişkin daha fazla detay ve şirketlerin yayımladığı bilançolara KAP üzerinden ulaşabilirsiniz.
AK Parti İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar, Ankara’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi’ne ilişkin yaptığı açıklamada, zirvenin Türkiye’nin uluslararası alandaki etkinliğini gösterdiğini belirterek, “Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda milli çıkarlarımızı kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. NATO ittifakı çerçevesinde üstlendiğimiz kritik rolü, milli çıkarlarımız doğrultusunda kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

AK Parti İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Zirvenin Türkiye’nin uluslararası alandaki etkinliğini ve diplomatik gücünü ortaya koyduğunu belirten Kırkpınar, “Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN’ın ev sahipliğinde Başkentimiz Ankara’da düzenlenen 36. NATO Liderler Zirvesi, AK Parti olarak iktidarda olduğumuz çeyrek asırlık dış politika başarısının bir sembolü olarak görülmektedir. Ankara NATO Zirvesi, aziz milletimizin devletimize olan güveni ve sarsılmaz desteğiyle, Türkiye Yüzyılı hedeflerimize kararlılıkla ilerlediğimizin en somut tezahürüdür. Aziz milletimize verdiğimiz sözü ve Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu rehber edinerek; NATO ittifakı çerçevesinde üstlendiğimiz kritik rolü, milli çıkarlarımız doğrultusunda kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Hükümetimiz, 25 yıllık iktidarında milletimizin asil duruşunu dünyaya taşıyarak, gücünü zalime korku salmak, elini ise masumun gözyaşını silmek için kullanmıştır. Küresel vicdanın ve tüm mazlum coğrafyaların dünyadaki en gür sesi olmuştur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın liderliğinde, sarsılmaz irademizi her koşulda korumak ve aziz milletimizin güvenini esas alarak ilerlemek devletimizin temel kararlılığıdır.”ifadelerini kullandı.
Ancak ilçede imar uygulamaları ve yapı denetimlerine ilişkin tartışmalar sürerken, kamuoyunda mevcut döneme yönelik yeni sorular da gündeme geliyor.
MEVZUATA AYKIRI YAPILARLA İLGİLİ HANGİ İŞLEMLER UYGULANIYOR?
Vatandaşlar ve bazı yerel çevreler, imar mevzuatına aykırı olduğu tespit edilen yapılara yönelik belediyenin hangi yaptırımları uyguladığı konusunda daha ayrıntılı bilgi verilmesini talep ediyor. Özellikle mevzuata aykırılık nedeniyle idari para cezası uygulanan bazı yapıların eski hâline getirilip getirilmediği, belediyenin yasal yetkileri kapsamında yıkım ve eski hâle getirme süreçlerini etkin biçimde işletip işletmediği kamuoyunda tartışma konusu olmaya devam ediyor.
YIKIM SÜREÇLERİ MERAK EDİLİYOR
Kamuoyunda, belediye tarafından idari yaptırım uygulanan ancak aykırılıkların giderilmediği ileri sürülen yapılar hakkında yıkım işlemlerinin başlatılıp başlatılmadığına ilişkin sorular gündeme getiriliyor. Vatandaşlar, imar mevzuatına aykırı olduğu belirlenen ve eski hâline getirilmeyen yapılar için belediyenin yıkım yönünde herhangi bir çalışması olup olmadığı ve bu işlemlerin hangi takvim doğrultusunda gerçekleştirileceği konusunda açıklama bekliyor. Ayrıca, belediyenin yetki alanında bulunan kaç yapı hakkında yıkım kararı bulunduğu ve bu kararların ne ölçüde uygulandığı da merak edilen konular arasında yer alıyor.
SADECE PARA CEZASI YETERLİ Mİ?
Uzmanlar, gerekli durumlarda mevzuatın öngördüğü yıkım ve eski hâle getirme işlemlerinin de uygulanmasının şehircilik ilkeleri ve kamu yararı açısından önem taşıdığını belirtiyor.
KAMUOYU ŞEFFAF BİLGİLENDİRME BEKLİYOR
Vatandaşlar, imar denetimlerine ilişkin verilerin düzenli olarak paylaşılmasını, kaç yapı hakkında işlem yapıldığının, kaç dosyanın savcılığa intikal ettirildiğinin ve kaç yıkım kararının uygulandığının açıklanmasını talep ediyor.